Hambugera zamanı

Kimisi ona Hanifta der, kimisi dağ çileği. Mayıs-Haziran ayında aroması ile bizi mest eder.

31 Mayıs 2015 Pazar, 12:38

SürmeneAjans

Mayıs çayı başladığında, harika bir lezzetin  heyecanı sarar köydeki çocukları. Bu heyecan, henüz diğer meyvalar yenecek kıvama gelmeden, ağzımızda tadı, gözlerimizde açık pembe-kırmızı rengiyle Hambugera’nın bırakacağı izlerin heyecanıdır.

Kimisi ona Hanifta der, kimisi Cennet meyvası. Kimisi de dağ çileği diye çağırır onu. Kim ne derse desin, onun bir tanesinin tadı 1 kğ çileğe bedeldir. Onlar, yani Haniftalar, Allah’ın insanlara baharla birlikte sunduğu ilk meyvedir.

Çocukluğu çaylıklara geçenler, “Hambugera” denildiğinde hemen anlar, tanır bilirler tadını, kokusunu, bitkisini, nereler de yetişip, yetişmediğini. Öyle bir tohumu veya düzenli bir bahçesi de yoktur. Kafasına göre, tutunabileceği bir güneşli açık alan bulunca kendi kendine alır başını gider. Kendine has kökleme ile gezinir, toprağa tutunur ve öbek öbek kendiliğinden çoğalır. Nisan ayı ortasında sahillerde olgunlaşan Haniftalar, Haziran aylarında yayla yollarının kenarlarında bile bulunabilir. Hanif kelimesi Arapça’da “tertemiz, arı duru, pak” anlamına gelir, Hanifta da tam da bu tanımlara uyan adeta bir cennet meyvesi işte!

O sadece kayalıklarla dolu alanlarda değil, dümdüz fındık bahçelerinde de, yol kenarlarındaki duvarların aralıklarında ya da duvarların üzerlerin de de vardır, ya da fındık ocaklarının çevresini sararlar.

Yaban çileği” dense bile, bahçeler de üretilen çileklerin minyon tipine benzemez. Kendi köklerinden uzayan iplik gibi asmasına dizilerek kolye diye boyunlara bile takılır. Her köyde nerede var, nerede yok aşağı yukarı tüm Karadenizli çocuklar bilir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.